Sunday, January 13, 2013

2

       Yazıya dökülen  "şey"lerin yazıcı ya da kaydedici tarafından gözetilen ve taşıması en çok arzu edilen özelliği; kendine özgülüğü-özgüllüğü- ve unutulduğunda "kaybedilmiş" olabileceğidir. O nedenle, genelde paylaşılan ve "halka mal olmuş"(bu halka mal olunca o halk'a halkalaşıp çember olabilir artık, beklenir)özdeyişlerin ya da fikirsel çıkarımların, insanın kendi kendine fark ettiği ya da ortaya çıkarttığı düşüncelerden daha fazla kaydedilmesi gerekmediği fikrini paylaşmaktayım. Bunun yanında; elbette bu durum, dış fikirlerin etkilerinin kendi fikirlerimizin etkilerinden daha az olması gerektiği anlamına gelmez.
        
        Bunu niye yazdım? Sonra anlatırım.

Friday, June 29, 2012

1A

Bir de isteğim.. Olur da birisi bunları okursa başka birine önermesin. Hatta böyle bir sayfa var da demesin.
İşin en büyük esprisi burada.
Etraftan alınan etkiden bağımsız hisler ve kayıtları...

1

Bir yerlere bir şeyler yazıp, tesadüflerin açtığı yolların sonunda bulunabileceği ihtimaline de engel olmadan, bir gün kendin dahil okunduğunda hissedilecekleri test etmeyi istemek güzeldir.

Perdenin arkasındaki adamlık da, ikinci adamlık da, 10 düşünüp bir konuşmak da böyledir zaten.
Hayat boyu, 1 dakikalık düşünceleri içinde bile uçarak, en sonunda başta ne düşündüğünü bilemeyen bir hiperaktif olarak buraya yazdıklarımın da düzenli hale gelmesi beklenemez.

Ne zaman açmışım işte, ne zaman yazıyorum.
Birbiriyle alakasız yazılar, resimler ve benzerlerini eklerim  buraya belki de.

Ya da bu yıllar boyunca yer alacak ilk ve son yazı olur.
Belirsizlik kötü şeydir de, insanı aslında bu belirsizlikte endişeden uzaklaştıran ve rahatlatan da o belirsizliğin etrafına uyanıkça bir çerçeve çizmesidir.

O an aklına gelen vecize kıvamındaki lafların dışında, alıntıların, hayatla yoğrulmadan ve hissedilmeden çok da anlam ifade etmediğini düşündüğümden, buraya yazılanlar da o doğrultuda olacaktır sanırım.

Olsun bakalım.